sanırım tek ihtiyacım olan şey bir asır boyunca birinin dizlerinde usulca uyumak
“Benim mücadelem hep kendimle bir başkasına karşı ne hırsım ne kötü bir düşüncem var. Yanlışlarımı düzeltmeye, kendime bir yol çizmeye, yapabileceğim şeylerle uğraşmaya çalışıyorum. Ben hep kendimleyim siz de bunu deneyin emin olun mutlu olacaksınız.”
Bir yanım bir şeylere hasret gidecek bu dünyadan, bunun hüznünü hiçbir şeyle telafi edemiyorum.
Konuşma esnasında duymaktan hoşlanmadığım şeyleri duyacağımı bildiğim konuşmalara ısrarla giriyorum çünkü beynim az çalışıyor.
Olur mu olmaz mı ikileminde kangren olmuş bir kalple yaşanmıyor da ölünmüyor da, dışarıdan pek belli olmuyor ama içerisi kıyametten beter.
Uğraşmışsın kendini yetiştirmişsin, düşmüşsün kalkmışsın, başarıların olmuş mağlubiyetlerin olmuş. Bir gün çok güzel bir haber almışsın mesela. Ama yanında görmek istediğin kişi yok, veremedin o haberi ona. Sızı bu.
“Çok uzun bir süre kendi kendime hep içimden konuştuğum için iyi biliyorum. İnsanın söyleyemediği şeyler hep, içinde büyüyor.”
Kalbimle aklım arasındaki uçurumun dibi artık görünmüyor. Birini sustursam diğeri durmuyor. Anlaşıldı, ölmeden bana rahat yok.
Hiçbir şey düşünemiyorum. Ben bu muyum? Değilim. İçimde bir sürü ‘ben'ler kaynaşıyor. Kendimi hangisine bağlayacağımı şaşırıyorum.
Yalnızız, Peyami Safa
